
Edebiyat piyasası “evet!” diyor
Edebiyat piyasasının büyük starlarının, çok satanların neredeyse tamamı referandumda “evet!” diyeceklerini birbiri ardına militan bir duygu içinde açıklıyorlar.
Mürteci yazarlar nasıl bu kadar pervasız?
Hepsini saymaya gerek yok, Ahmet Altan, Elif Şafak, sonra Orhan Pamuk ve Adalet Ağaoğlu.
Edebiyatta statükonun kralları ve kraliçeleri Türkiye’de statükoya karşıymışlar!
Müzikte önemli sanat insanları “hayır” diyebiliyor, tiyatroda, sinemada da öyle. Oylar yarı yarıya gibi. Daha piyasacı olanlar genelde “evet” diyor, sanattan yana olanlar genelde “hayır”.
Peki neden edebiyatta bu kadar büyük bir gerici tahkimat?
Sola, sosyalistlere karşı nasıl böyle abartılı bir pervasızlık?
Tartışmaya açıyoruz: Neden edebiyat? Neden piyasacılıkla “evet”in özellikle edebiyatta bu denli örtüşmesi?
Yakın geçmişte müzik, sinema, tiyatro değil; özellikle edebiyattı solun kalesi. İpucu burada mı yatıyor? Karşıdevrim yatırım alanı olarak özellikle mi edebiyatı seçti? Yoksa solun 80 sonrası yozlaşması en çok edebiyatı mı vurdu? En çok dönek neden edebiyatta çıktı? Ve nasıl bu kadar pervasızlık? Kabahat, alanı iyice boş bırakan, liberal görünen sistem edebiyatçılarına alabildiğine yüz veren solda mı? Yoksa sistemin yöneticilerinin mutlak başarı getiren akıllı taktiklerinde mi?
Hepsi mi, hiçbiri mi, başka şeyler mi?
Kısa yorumlarınızı bekliyoruz.






Yorumlar Bu habere 7 yorum yapıldı
Kirini gösterme kapasitesi
"Bütün sanatlar aynı hızla kirleniyordu, birinciliği edebiyata verdiler."
Böyle deyip geçersek yanlış yapmış olmayız, ama kolaycılık yapmış oluruz. Neden edebiyatta evetçilik daha baskın? Buna ben kendimce şöyle bir yanıt geliştirdim:
Müzik, sinema ve edebiyat kadar "popüler" olmayan sanat dallarının, bir meta olarak kitlesel üretimleri ve tüketimleri söz konusu olmadığından görece masum kalmaları (ve evet'e daha az bulaşmaları) doğal görünüyor. En azından bulaşsalar bile bu fazla gündeme gelmiyor.
Edebiyat 'piyasasının' evet'e bu denli rağbet etmesi, 'evet' diyen önemli isimlerin fazlalığı ve bu açılardan sinemacıları, müzisyenleri geride bırakması ise edebiyatın "bilgiyle" ilişkisinde yatıyor olabilir. Bir şarkı, bir film topluma bir şeyler "bildiren" eserler olarak görülmüyor ve dolayısıyla bunları yaratan ya da aktaran bir şarkıcı, gitarist, oyuncu ya da yönetmen de bilge, bilen, hakim kişiler olarak algılanmıyor toplumca. Oysa yazarlar birer otorite gibi görülüyor, koca koca kitapları "yazmış", insanı, tarihi, toplumu özümsemiş kişiler gibi algılanıyor. İnsanlar bir oyuncuda yine bir "oyuncu" görüyor; bir şairde, bir romancıda ise bilge bir kişi!
Sanırım, edebiyatın tüketicilerindeki bu otorite, bu bilirkişi algısı nedeniyle, edebiyatçıların fikirlerinin kamuoyundaki etkisi de artıyor. Bu etki edebiyatın üreticilerinde ise şişkin bir egoya yol açabiliyor. Özellikle nobel alanlarında, Mevlana'nın derinliklerinden "aşk" damıtanlarında, insan ruhunu çözdüğünü sananlarında, demokrasi benden sorulur diyip "evet"çiliğini ilan etmek bir misyon haline geliyor, "pervasızlık" bir erdem oluyor. Medya ve kamuoyu da böylelerini bir otorite olarak o kadar ciddiye alıyor ki, edebiyat diğer sanatlarla aynı hızla kirlense bile, kirini gösterme kapasitesi çok daha büyük oluyor.
umut verdiniz...
şimdiye kadarki yorumları artan bir dikkatle okudum dostlar. yorumların düzeyini, niteliğini, açıklama gücünü izledikçe şaşırdım sevindim... sabah sabah gaza geldim -heyecanımı bağışlayın- benim de diyeceğim şudur: hay ağzınızı öpeyim!
Niteliksizlik ve sözcülük
Edebiyat alanında piyasaya ürün sürmek, diğer sanat alanlarına nazaran daha kolay gibi. 'Ağzı olan konuşuyor' sözünü, 'eli olan yazıyor' olarak çevirebiliriz. Nitelikli edebi eserlerin oranı giderek azalıyor. Daha doğrusu niteliksiz 'edebi eserler'in sayısı giderek artıyor. Bu niteliksiz ürünler, 'sanatsal' olarak sunuluyor, sanatsal olanın yerini onların 'sanatsal' dedikleri alıyor. Üstüne, ekseriyetle toplumsallıktan uzak olan bu niteliksiz eserler ve o eserlerin yazarları, medyada özellikle, sürekli şişiriliyor, reklamları pompalanıyor. Edebiyatın, doğrudan, kolayca ve etkili bir biçimde mesaj vermesi açısından diğer sanat dallarına oranla avantajı var. Diğer sanat dallarına göre daha etkili bir propaganda aracı ve alanı... Evetçi yazarlara bakınca niteliksizlik ile egemen gücün sözcülüğünün birleşimini görüyorum. Bu tiplerin bu kadar göz önünde olması birilerinin sözcüleri olmalarındandır. Osman Can (hukukçu), Elif Şafak (yazar), Nihat Doğan (şarkıcı), Cengiz Çandar (gazeteci), Sinan Çetin (sinemacı), Lale Mansur (oyuncu) ve onlarcası, yüzlercesi... Niteliksizlikleriyle bu kadar 'başarılı' olacak değiller ya...
Organik Edebiyat(çı)
Dikkatli bir okumayla bakılırsa bu "evet" diyen yazarların hepsi liberalizme gönül vermiş, mağdur edebiyatına katkıda bulunup "ötekileştirme"yi ağzına dolamış adamlar. Yazdıklarına bakarsak ise egemen neoliberal konjonktürle uyum içerisinde olan, "gerçekçilik" akımından kopmuş, metafizik dünyaya dalmış ve toplumculuğu yadsıyıp bireyciliği öne çıkaran içeriklerle karşılaşıyoruz. ve evet maalesef çok satıyorlar...
Toplumcu gerçekçilik karşısında varoluşçu, bireyci ve nihilist bir dünya kuruyorlar. Bu anlamda da hem cemaatçi ve hem de neoliberal olan hegemonyaya hizmet ettikleri çok açık.
Kitapları çıktıklarının sabahı büyük kitabevlerinin camekanlarında gözümüze gözümüze sokuluyor. Çok satanlar bölümünde üstüste istif ediliyor. Peki bu değirmenin - reklamın- suyu nereden geliyor diye de bir düşünmek lazım.
Bu olaya varoluşçu, bireyci ve sanal edebiyatı toplumsal belleğe yerleştirmenin ötesinde bir de okur kitlesini niteliksizleştirme boyutu ekleniyor. Bütün bu metafizik safsatalarla ve niteliksiz yazınlarla yetiştirilen genç dimalar, nitelikli ve gerçekçi bir toplumsal edebiyatın ne olduğunu bilmeden sürekli olarak bu adamlara safsatalarına karşılık para aktarıyorlar.
Ee bu aptallaştırma, niteliksizleştirme, varoluşçu dünyayı kurma mücadelesinde iktidardan destek alan ve toplumu fütursuzca sömürüp ceplerini dolduran ORGANİK edebiyatçıların "evet" demesi böylece açıklığa kavuşmuş oluyor.
sanatın herhangi bir dalı
sanatın herhangi bir dalı ticari bir araca dönüştüğünde ve bu işlerle uğraşanlar sömüren sınıfın ve gerici hayatın bir parçası olduklarında , bu insanların sanatçılıkları ve herhangi bir değerleri söz konusu olmayacağı gibi bu insanların kendi çıkarları olarak düşündükleriyle, sistemin çıkarları genellikle örtüşecek, destek buldukları, kendilerini besleyen iktidarla aynı paralellikte düşünmeye başlayacaklardır. aynı şekilde iktidar da bu insanları iktidarlarının devamı için itici bir güç olarak görecek ve destekleyecektir.
edebiyatçının tavrı...
Edebiyat içine roman,şiir, deneme ve hikaye gibi türleri alan önemli bir sanat dalı ve bu alanda yazanlara edebiyatçı deniliyor...peki niye yazar ve nasıl oluşturur o çerçeveyi derseniz? bunun iki açıklaması vardır toplumsal mücadelenin güçlü olduğu dönemlerde topluma bakarak sol argümanlardan beslenerek yazar, orhan kemal, yaşar kemal, nazım hikmet gibi... ancak bunun tam tersi dönemlerde ise toplumun sorunları ve bunun nedenleri üzerinde durmaktansa, piyasaya daha yakın, insanların ilgilerine seslenen ürünler yazarlar. örneğin bugün en çok satan kitaplara bakın, fal ve rüya kitaplarının, kariyer, komplo ve aşk kitaplarının çok okunduğunu görürsünüz. türkiye'de orhan pamuk, elif şafak, tuna kiremitçi gibi... dolayısıyla ilkinde şekillenen ve müdahale eden, ikincisinde ise yine şekillenen ama belirlenen ve etkisizleşen bir tipoloji vardır... bugün toplumcu tarafın "hayır" daha piyasaya yakın tarafın "evet" demesinde bu etkenler vardır... burdan çıkış var mıdır ya da piyasanın etkisi nasıl kırılır? zor ve karmaşık bir soru...
Üst-yapı deyip geçmeyin
Kültür-sanat-spor alanı, insanların gündelik yaşamlarıyla daha dolaysız bağ kurabildikleri, bu anlamda daha "interaktif" bir alan.
Sıradan emekçiler için bir iş adamıyla özdeşlik kurmak, Sabancı örneğinde olduğu gibi, istisnai bir durumdur.
Şarkısıyla hüzünlendiğimiz, kitabında kendimizden bir şeyler bulduğumuz, maçtaki performansının o günkü psikolojimizi belirlediği insanları kendimize daha yakın görürüz.
Bu yüzden "Orhan Pamuk da evet diyormuş"un güdüleyici etkisi daha güçlüdür.